Submission

Submission — Submission (İslam): gerçek İslam hakkında doğru bilgilerin 33 dildeki lider kaynağı

Sure 26: Şairler

En Lütufkâr, En Merhametli olan Tanrı’nın adıyla

[26:1] T.S.M.*

*26:1 Bu gizemli başlangıç harflerinin önemi için Ek 1’e bakınız.

[26:2] Bu (harfler), bu açıklığa kavuşturucu kutsal yazının kanıtlarını oluşturur.

[26:3] Onlar imanlılar olmuyor diye kendini suçluyor olabilirsin.

[26:4] Eğer irade edersek gökyüzünden boyunlarını eğmek zorunda bırakacak bir işaret gönderebiliriz.

Kuran’ın Matematiksel Kodu

[26:5] Ne zaman kendilerine En Lütufkâr Olan’dan yeni bir hatırlatma gelse nefretle yüz çevirirler.

[26:6] Mademki inkâr ettiler, umursamazlıklarının sonuçlarını da üstlerine çekmiş oldular.

[26:7] Yeryüzünü ve üzerinde kaç çeşit güzel bitki yetiştirdiğimizi görmemişler mi?

[26:8] Bu, onlar için yeterli bir kanıt olmalıdır, fakat onların çoğu imanlılar değillerdir.

[26:9] Muhakkak ki senin Rabbin Kudretlidir, En Merhametli Olandır.

Musa

[26:10] Hatırla şunu ki Rabbin Musa’ya seslenmişti: “Haddi aşan halka git.

[26:11] “Firavun’un halkına; belki kendilerini düzeltirler.”

[26:12] Dedi ki “Rabbim! Beni inkâr edeceklerinden korkuyorum.

[26:13] “Öfkemi kaybedebilirim. Dilim tutulur; kardeşim Harun’u getirt.

[26:14] “Ayrıca bana bir firari gözü ile bakıyorlar; beni öldürecekler diye de korkuyorum.”

[26:15] Dedi ki “Hayır (yapmayacaklar). Kanıtlarımla gidin. Biz dinleyerek sizinle birlikte olacağız.”

[26:16] “Firavun’a gidin ve deyin ki ‘Biz kâinatın Rabbinden elçileriz.

[26:17] “ ‘İsrailoğullarının gitmesine izin ver.’ “

[26:18] Dedi ki “Biz seni bebeklikten itibaren yetiştirmedik mi ve sen bizimle birlikte birçok yıl geçirmedin mi?

[26:19] “Sonra işlemiş olduğun suçu işledin, sen nankörün tekiydin.”

[26:20] Dedi ki “Gerçekten de ben onu sapmış olduğum zaman yaptım.

[26:21] “Sonra sizden korkunca da kaçtım ve Rabbim bana bilgelik bahşetti ve beni elçilerden biri yaptı.

[26:22] “İsrailoğullarını köleleştirdiğin halde bana bir iyilik yaptın diye böbürleniyorsun!”

[26:23] Firavun dedi ki “Kâinatın Rabbi de ne demek?”

[26:24] Dedi ki “Göklerin, yerin ve onlar arasındaki her şeyin Rabbi. Bundan emin olmalısınız.”

[26:25] Etrafındakilere “Bunu işittiniz mi?” dedi.

[26:26] Dedi ki “Sizin de Rabbiniz, atalarınızın da Rabbi.”

[26:27] Dedi ki “Size gönderilen elçiniz bir deli.”

[26:28] Dedi ki “Eğer anlıyorsanız doğunun, batının ve onlar arasındaki her şeyin Rabbi.”

[26:29] Dedi ki “Eğer benden başka bir tanrıyı kabul edersen seni zindana atacağım.”

[26:30] Dedi ki “Sana esaslı bir şey göstersem de mi?”

[26:31] Dedi ki “O halde göster bakalım onu, eğer doğru sözlü isen.”

[26:32] Sonra değneğini fırlattı, bunun üzerine esaslı bir yılan oluverdi.

[26:33] Ve elini çıkardı, bakanlar için beyaz oldu.

[26:34] Etrafındaki kıdemlilere dedi ki “Bu usta bir sihirbaz.

[26:35] “Sihri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne önerirsiniz?”

[26:36] Dediler ki “Ona ve kardeşine mühlet ver ve her kente toplayıcılar gönder.

[26:37] “Her bir usta sihirbazı toplasınlar.”

[26:38] Sihirbazlar kararlaştırılmış günün kararlaştırılmış vaktinde bir araya getirildiler.

[26:39] İnsanlara şöyle söylenildi: “Herkes gelsin; burada toplanalım.

[26:40] “Eğer üstün gelirlerse belki sihirbazlara uyarız.”

[26:41] Sihirbazlar geldiklerinde Firavun’a şöyle dediler, “Eğer üstün gelirsek bize ücret ödenecek mi?”

[26:42] “Evet kesinlikle; üstelik bana yakın kimseler olacaksınız” dedi.

[26:43] Musa onlara “Atacağınızı atın” dedi.

[26:44] Halatlarını ve sopalarını attılar ve dediler ki “Firavun’un görkemi adına biz üstün geleceğiz.”

[26:45] Musa da değneğini attı, bunun üzerine uydurdukları her şeyi yuttu.

Uzmanlar Gerçeği Görüyor

[26:46] Sihirbazlar secdeye kapandı.

[26:47] Dediler ki “Biz kâinatın Rabbine iman ediyoruz.

[26:48] “Musa’nın ve Harun’un Rabbine.”

[26:49] Dedi ki “Ben size izin vermeden mi ona iman ettiniz? O size sihir öğreten hocanız olmalı. Kesinlikle göreceksiniz. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Hepinizi asacağım.”

[26:50] Dediler ki “Bu bizim kararımızı değiştirmeyecek; biz Rabbimize döneceğiz.

[26:51] “Özellikle ilk imanlılar olmamızdan ötürü Rabbimizin günahlarımızı bağışlayacağını umuyoruz.”

[26:52] Musa’ya esinledik: “Kullarımla yola çık; siz takip edileceksiniz.”

[26:53] Firavun kentlere çağırıcılar gönderdi.

[26:54] (Şöyle ilan ediyorlardı,) “Bu küçük bir çetedir.

[26:55] “Onlar şimdi bize başkaldırıyorlar.

[26:56] “Hepimiz onlara karşı teyakkuzda olalım.”

Kaçınılmaz Azap

[26:57] Sonuç olarak, biz onları bahçelerden ve pınarlardan mahrum bıraktık.

[26:58] Hazinelerden ve şerefli bir makamdan.

[26:59] Sonra da onu İsrailoğulları için miras bıraktık.

[26:60] Onları doğu tarafına doğru takip ettiler.

[26:61] Her iki taraf birbirlerini gördüklerinde, Musa’nın halkı “Yakalanacağız” dediler.

[26:62] Dedi ki “Mümkün değil. Rabbim benimledir; O bana rehberlik edecektir.”

[26:63] Sonra biz Musa’ya esinledik: “Değneğinle denize vur,” bunun üzerine yarıldı. Her bir parçası koca bir tepe gibiydi.

[26:64] Ardından hepsini yerlerine ulaştırdık.

[26:65] Biz Musa’yı ve onunla beraber olanları böyle kurtardık.

[26:66] Ve diğerlerini boğduk.

[26:67] Bu yeterli bir kanıt olmalıdır, ancak insanların çoğu imanlılar değildir.

[26:68] Muhakkak ki senin Rabbin Kudretlidir, En Merhametli Olandır.

İbrahim

[26:69] Onlara İbrahim’in tarihini aktar.

[26:70] Babasına ve halkına, “Bu taptığınız şeyler de nedir?” demişti.

[26:71] “Heykellere tapıyoruz; biz tamamen onlara adandık” demişlerdi.

[26:72] Dedi ki “Yalvardığınız zaman sizi işitebiliyorlar mı?

[26:73] “Size fayda sağlayabiliyor yahut zarar verebiliyorlar mı?”

[26:74] Onlar, “Hayır; Ama biz atalarımızı bunu yapıyorken bulduk” dediler.

[26:75] Dedi ki “Taptığınız bu putları görüyor musunuz?

[26:76] “Sizin ve atalarınızın.

[26:77] “Ben onlara karşıyım, çünkü ben bir tek kâinatın Rabbine adandım.

[26:78] “Beni yaratmış ve bana rehberlik etmiş olan.

[26:79] “Beni yediren ve içiren.

[26:80] “Ve hastalandığımda O’dur beni iyileştiren.

[26:81] “Beni öldüren, ardından hayata döndüren.

[26:82] “ Yargı Günü’nde günahlarımı bağışlayacağını umduğum da O’dur.

[26:83] “Rabbim! Bana bilgelik bahşet ve beni doğrular arasına dâhil et.

[26:84] “Benim gelecek nesiller için teşkil ettiğim örneklik iyi bir örneklik olsun.

[26:85] “Beni saadet dolu Cennetin varislerinden biri yap.

[26:86] “Ve babamı da bağışla, çünkü o saptı.

[26:87] “Ve Yargı Günü’nde beni yüzüstü bırakma.”

[26:88] Ne paranın ne de evlatların yardım edemeyeceği gündür o.

[26:89] Sadece bütün kalpleri ile TANRI’ya gelenler (kurtarılacaktır).

[26:90] Cennet doğrulara sunulacaktır.

[26:91] Cehennem ise doğru yoldan sapanlar için kurulacaktır.

Onlar Putlarını Terk Edecekler

[26:92] Onlara sorulacak, “Nerede tapmış olduğunuz o putlar…

[26:93] “…TANRI’nın yanında? Şimdi size yardım edebilirler mi? Peki kendi kendilerine yardım edebilirler mi?”

[26:94] Onlar, yoldan sapanlarla birlikte oraya atılacaktır.

[26:95] Ve Şeytan’ın tüm askerleri de.

[26:96] Orada çekişirlerken şöyle diyecekler,

[26:97] “TANRI’ya andolsun biz tamamen sapmıştık.

[26:98] “Sizi kâinatın Rabbinin derecesine nasıl oldu da yükseltebildik?

[26:99] “Bizi saptıranlar kötü kimselerdi.

[26:100] “Şimdi hiçbir şefaatçiye sahip değiliz.

[26:101] “Tek bir yakın arkadaşa da.

[26:102] “Keşke başka bir şans elde edebilseydik, o zaman iman ederdik.”

[26:103] Bu iyi bir ders olmalıdır. Ancak insanların çoğu imanlı değildir.

[26:104] Senin Rabbin Kudretlidir, En Merhametli Olandır.

Nuh

[26:105] Nuh’un halkı elçileri inkâr etti.

[26:106] Kardeşleri Nuh onlara dedi ki “Doğru kimseler olmaz mısınız?

[26:107] “Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

[26:108] “TANRI’ya derin saygı duyun ve bana itaat edin.

[26:109] “Sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim ücretim kâinatın Rabbinden gelir.

[26:110] “TANRI’ya derin saygı duyun ve bana itaat edin.”

[26:111] Dediler ki “Aramızdaki en aşağılık kimseler seni takip etmişken, biz seninle beraber nasıl iman edebiliriz?”

[26:112] Dedi ki “Ben onların ne yaptıklarını nereden bileyim?

[26:113] “Onların hesabı sadece Rabbime aittir, şayet farkına varabilseydiniz.

[26:114] “Ben imanlıları asla kovmayacağım.

[26:115] “Ben açıklığa kavuşturan bir uyarıcıdan fazlası değilim.”

[26:116] Dediler ki “ Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen taşlanacaksın.

[26:117] Dedi ki “Rabbim! Halkım beni inkâr etti.

[26:118] “Onlara karşı bana galibiyet bahşet, beni ve beraberimdeki imanlıları kurtar.”

[26:119] Onu ve beraberindekileri yüklü gemide kurtardık.

[26:120] Sonra diğerlerini boğduk.

[26:121] Bu bir ders olmalıdır, ancak insanların çoğu imanlı değildir.

[26:122] Muhakkak ki senin Rabbin Kudretlidir, En Merhametli Olandır.

Hûd

[26:123] Âd, elçileri inkâr etti.

[26:124] Kardeşleri Hûd onlara dedi ki “Doğru kimseler olmaz mısınız?

[26:125] “Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

[26:126] “TANRI’ya derin saygı duyun ve bana itaat edin.

[26:127] “Sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim ücretim kâinatın Rabbinden gelir.

[26:128] “Siz gösteriş uğruna her tepenin üzerine bir köşk inşa ediyorsunuz.

[26:129] “Sanki sonsuza dek yaşayacakmış gibi yapılar kuruyorsunuz.

[26:130] “Ve vurduğunuzda acımasızca vuruyorsunuz.

[26:131] “TANRI’ya derin saygı duyun ve bana itaat edin.

[26:132] “Bildiğiniz her şeyi size sağlayana derin saygı duyun.

[26:133] “Size çiftlik hayvanları ve evlatlar sağladı.

[26:134] “Ve bahçeler ile pınarlar.

[26:135] “Sizin için müthiş bir günün azabından korkuyorum.”

[26:136] Dediler ki “Öğüt versen de vermesen de farketmez.

[26:137] “Bu bela atalarımızla sınırlıydı.

[26:138] “Bize asla hiçbir azap dokunmayacak.”

[26:139] Onlar böylelikle inkâr ettiler ve sonuç olarak onları yok ettik. Bu bir ders olmalıdır, fakat insanların çoğu imanlı değildir.

[26:140] Muhakkak ki senin Rabbin Kudretlidir, En Merhametli Olandır.

Salih

[26:141] Semûd, elçileri inkâr etti.

[26:142] Kardeşleri Salih onlara dedi ki “Doğru kimseler olmaz mısınız?

[26:143] “Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

[26:144] “TANRI’ya derin saygı duyun ve bana itaat edin.

[26:145] “Sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim ücretim kâinatın Rabbinden gelir.

[26:146] “Sonsuza dek bu vaziyette güvenlik içinde bırakılacağınızı mı zannediyorsunuz?

[26:147] “Bahçelerin ve pınarların tadını çıkarıyorsunuz.

[26:148] “Ve ekinlerin ve lezzetli meyvelerle beraber hurma ağaçlarının.

[26:149] “Dağlardan lüks köşkler yontuyorsunuz.

[26:150] “TANRI’ya derin saygı duyun ve bana itaat edin.

[26:151] “Uymayın haddi aşanlara.

[26:152] “İyi işler değil kötülük işleyenlere.

[26:153] “Dediler ki “Sen büyülenmişsin.

[26:154] “Sen de bizim gibi bir insandan fazlası değilsin. Eğer doğru sözlü isen bir mucize ortaya koy.”

[26:155] Dedi ki “İşte bir deve, sadece onun için tahsis edilmiş bir günde su içer; sizin belirlenmiş su içme günlerinizden farklı bir günde.

[26:156] “Ona herhangi bir zarar dokundurmayın, yoksa müthiş bir günde azaba uğrarsınız.”

[26:157] Onu boğazladılar ve bu nedenle kedere maruz kaldılar.

[26:158] Azap kendilerini çepeçevre kuşattı. Bu bir ders olmalıdır, fakat insanların çoğu imanlı değildir.

[26:159] Muhakkak ki senin Rabbin Kudretlidir, En Merhametli Olandır.

Lut

[26:160] Lut halkı da elçileri inkâr etti.

[26:161] Kardeşleri Lut onlara dedi ki “Doğru kimseler olmaz mısınız?

[26:162] “Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

[26:163] “TANRI’ya derin saygı duyun ve bana itaat edin.

[26:164] “Sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim ücretim kâinatın Rabbinden gelir.

[26:165] “Siz tüm insanlar arasından erkeklerle mi cinsel ilişkiye giriyorsunuz?

[26:166] “Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz! Gerçekten de siz haddi aşan insanlarsınız.”

[26:167] Dediler ki “Ey Lut! Eğer vazgeçmezsen kovulup sürgün edileceksin.

[26:168] Dedi ki “Ben davranışlarınızı esefle kınıyorum.”

[26:169] “Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıklarından kurtar.”

[26:170] Biz onu ve tüm ailesini kurtardık.

[26:171] Fakat yaşlı kadın hariç; o mahkûm edildi.

[26:172] Sonra diğerlerini yerle bir ettik.

[26:173] Onlara berbat bir sağanak yağdırdık; uyarılmış olanlar için ne korkunç bir yağış!

[26:174] Bu bir ders olmalıdır, fakat insanların çoğu imanlı değildir.

[26:175] Muhakkak ki senin Rabbin Kudretlidir, En Merhametli Olandır.

Şuayb

[26:176] Orman Halkı da elçileri inkâr ettiler.

[26:177] Şuayb onlara dedi ki “Doğru kimseler olmaz mısınız?

[26:178] “Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

[26:179] “TANRI’ya derin saygı duyun ve bana itaat edin.

[26:180] “Sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim ücretim kâinatın Rabbinden gelir.

[26:181] “Ticaret yaptığınız zaman eksiksiz verin; kandırmayın.

[26:182] “Adil bir teraziyle tartın.

[26:183] “İnsanları haklarından ötürü kandırmayın ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak dolaşmayın.

[26:184] “Sizi ve önceki nesilleri yaratana derin saygı duyun.”

[26:185] Dediler ki “Sen büyülenmişsin.

[26:186] “Sen bizim gibi bir insandan fazlası değilsin. Doğrusu senin bir yalancı olduğunu düşünüyoruz.

[26:187] “Eğer doğru sözlü isen hadi gökten üzerimize kütleler düşür.”

[26:188] Dedi ki “Rabbim yaptığınız her şeyi bilendir.”

[26:189] Onu inkâr ettiler ve sonuç olarak Gölgelik Günü’nün azabına uğradılar. O, müthiş bir günün cezasıydı.

[26:190] Bu bir ders olmalıdır, fakat insanların çoğu imanlı değildir.

[26:191] Muhakkak ki senin Rabbin Kudretlidir, En Merhametli Olandır.

Kuran

[26:192] Bu, kâinatın Rabbinden bir vahiydir.

[26:193] Onunla birlikte Güvenilir Ruh (Cebrail) da aşağı indi.

[26:194] Onu senin kalbine vahyetmek için, uyarıcılardan biri olasın diye.

[26:195] Kusursuz bir Arapça dilde.

[26:196] O, evvelki nesillerin kitaplarında önceden haber verilmiştir.

[26:197] İsrailoğulları arasındaki bilginlerce biliniyor olması onlar için yeterli bir kanıt değil midir?

Kuran’ın Çevirisi Yapılmalıdır

[26:198] Eğer biz bunu Arapça bilmeyen insanlara vahyetseydik.

[26:199] Ve ona onu (Arapça diliyle) okutmuş olsaydık, ona iman etmeleri mümkün olmayacaktı.

[26:200] Biz böylece onu suçluların kalplerinde (yabancı bir dil gibi) kılarız.

[26:201] Böylelikle onlar ona iman edemezler; ta ki acı veren azabı görünceye dek.

[26:202] O onlara ansızın, hiç beklemedikleri bir anda gelecek.

[26:203] O zaman diyecekler ki “Bize bir süre tanınabilir mi?”

[26:204] Onlar azabımıza meydan okumadılar mı?

[26:205] Gördüğün gibi, onların yıllarca yararlanmalarına izin verdik.

[26:206] Sonra da söz verildiği üzere azap kendilerine geldi.

[26:207] Onların geniş imkânları kendilerine en ufak bir yardımda bulunamadı.

[26:208] Biz uyarıcılar göndermeden asla hiçbir toplumu yok etmeyiz.

[26:209] Dolayısıyla bu bir hatırlatmadır, çünkü biz asla adaletsiz değiliz.

Yalancı Elçiler YALNIZCA Tanrı’ya Tapmayı Asla Vaaz Edemez*

[26:210] Bunu asla şeytanlar vahyedemezler.

*26:210 Yalancı bir elçi, Şeytan’ın bir elçisidir, çünkü en korkunç yalanın uydurucusudur. Böyle bir elçi asla putperestliği kınayamaz ve YALNIZCA Tanrı’ya tapmayı vaaz edemez.

[26:211] Ne yaparlardı ne de yapabilirlerdi.

[26:212] Çünkü onlar işitmekten men edilmişlerdir.

[26:213] Bu nedenle, TANRI’nın yanında başka bir tanrıyı putlaştırma, yoksa azaba uğrarsın.

Tanrı’nın Antlaşma Elçisi*

[26:214] Sana en yakın olan insanlara vaaz et.

*26:214-223 Bu ayetler, Tanrı’nın Antlaşma Elçisi’ni kast etmektedir: “Reşad Halife” nin sayısal değeri (1230) artı ayet numarası (214) toplamı 1230 + 214 = 1444 = 19x76 = 19x19x4 eder ve 214’ten 223’e kadar ayet numaralarının toplamı 2185 = 19 x 115 eder (Ek 1).

[26:215] Ve seni takip eden imanlılara kanatlarını indir.

[26:216] Eğer sana itaat etmezlerse o zaman de ki, “Ben yaptıklarınızı kabul etmiyorum.”

[26:217] Kudretli Olan’a, En Merhametli Olan’a güven.

[26:218] Ki geceleyin tefekkür ettiğinde seni görür.

[26:219] Ve sık sık ettiğin secdeleri de.

[26:220] O İşitendir, Her şeyi Bilendir.

[26:221] Şeytanların kime indiğini size bildireyim mi?

[26:222] Onlar her suçlu uydurucuya inerler.

[26:223] Dinliyormuş gibi yaparlar, ancak onların çoğu yalancıdır.

[26:224] O şairlere gelince, onlar sadece sapmış olanlar tarafından takip edilirler.

[26:225] Sadakatlerinin duruma göre değiştiğini görmez misin?

[26:226] Ve yapmadıkları şeyleri söylediklerini?

[26:227] İman edip doğru bir hayat sürenler, TANRI’yı sık sık ananlar ve haklarını savunanlar bunun dışındadır. Şüphesiz, haddi aşanlar nihai kaderlerinin ne olduğunu görecekler.